DERUNİ

0
18060

İçime çektiğim rahat bir nefes için binlerce kez yüreğimi öldürdüğümü bilirim. İnsan en çok da kendini harcar derler, doğru…  Bazı müzikleri sırf canımı yorduğu için değiştiriyorum, canın yorulması, canımın yorulması…  Bazı acılar var devası nefesin kadar bir seninle ama yutkunduğun kadar düğümleniyor teker teker boğazında.  Deva diye içinden geçirdiğin her şey kalakalıyor derdinin yanında dert diye.

Oldu mu sana yürek ağrısı?

Bir de inanmazlar yüreğinde büyüttüğün  insanla bir kavganda bile o parçalanma sesinin çıktığına… Sahi inanmayan varsa ben söyleyeyim şimdiden. Gecesine darmadağın olan bir yürekten sabahına sağ çıkamıyorsunuz.

Nitekim bazı acılar var yokuşunu tırmandıktan sonra dahi düzlükte yakanı bırakmıyor.

İnsan işte, yemyeşil deruni bir ormanın ortasında katil oluveriyor. Kimileri yüreğinin, kimileri yüreklerin.

O yüzden ben yüreğimdeki acıyı bile sevmeyi öğrendim. Acılarımın kıyısından gülmeyi, yeri geldiğinde onlarla büyümeyi öğrendim. Sevgime sahip çıktığımda ise kırdığım kadar kırıldığımı anladım. Ben dünyaya haykırdıktan sonra yapılan iyiliğe ve kaybettikten sonra kazanma çabası olan her şeyi rafa kaldırdım. İnsanı en çok “anlaşılmamak” yorarmış anladım. Ben çoktan anladım da, ben insanları neden sürekli “anlamışım” onu bir türlü anlayamadım.

Oturdum, düşündüm, tarttım…

Yüreğinizdeki sizi yüreğine koyduysa anlaşılmaya ve kendini anlatmaya hacet kalmıyormuş vesselam. Ama biz insanoğlu sevgi kırıntısının ardında sürüklenmeye mahkum. E peşinden sürükleyen de insanoğlu değil mi? Nerede onun merhameti… Yüreğine koyduğun ne varsa ya ölüyor ya yaşıyor. Yüreğime koyduğum adamı ya öldürüyorum ya da yaşatıyorum. Günün sonunda yüzünü çevirdiğinde dahi seyrek saçlarının dağınıklığına atıyor kalbim. Derdimin devası gelmiş düğümlerini çözüyor.

İnsan işte, yemyeşil deruni bir ormanın ortasında nefes oluveriyor. Gönül almak önemli meziyet, ne yaşattığı acıyı unutuyor ne unutturuyor.

Yüzünü güldüren ne varsa yaralarından yeşeriyor.