Bu Bir Veda Değil!

0
23

2009 Ağustos,

Mutlu bir sabah. Okul yok, yaşım on. Kalabalık bir aile sofrası, kahkaha sesleri dolup taşıyor. Ah benim meleğim.. Nasılda gülüyor yemyeşil gözleriyle; hayat dolu, heybetli ve tanıdığım en güçlü kadın. Anneannem.

Kahvaltımı bir an önce yapıp çıkmak istiyorum dışarıya. Arkadaşlarımın sesi geliyor, daha da hızlı yapıyorum kahvaltımı çocukluk işte, tek düşündüğüm akşama kadar sokakta top peşinde  koşturmak, dilediğim gibi oynamak. Üstümü değiştirmemle aşağıya inmem bir oluyor. Akşama kadar oynuyorum sokakta, koşturuyorum ordan oraya. Bazen en sevdiğim kiraz ağacına tırmanıyor saatlerce kiraz yiyorum her tarafım kiraz lekesi oluyor. Mahallemizin mısırcısı geliyor, mısır alıyoruz hepimiz. O an ki mutluluğumuzu, masumluğumuzu bir daha hiç bir yerde bulamayacağımızı biliyoruz. 

Kafamı her kaldırdığımda ise meleğim camda bana bakıyor. Onu her camda gördüğümde ise kendimi güvende hissediyorum. Arkamda olduğunu bilmek bana huzur veriyor, güç veriyor. Onu o kadar çok seviyorum ki, zarar gelmesinden korkuyorum. Bir gün o camda olmayacak diye çok korkuyorum. O kahkaha dolu sofrada olmayacak diye ödüm, ödüm kopuyor. Büyüyorum, beni o büyütüyor. Sevgiyle, merhametle büyütüyor. Okumamı istiyor. Mezun olup, iyi bir iş kadını olmamı istiyor. Onun yüzünü yere eğmiyorum, liseden güzel ortalama ile mezun oluyorum ve şehir dışında iyi bir üniversite kazanıyorum. Çok mutlu oluyor, yeşil gözleri nasılda parlıyor. Uzaklara gidiyorum. Buruk bir sevinçle gönderiyor, ama asla bana belli etmiyor. “Benim kızım eline mesleğini alıp gelecek” diyor. Her zaman ki güveniyor bana, arkamda duruyor ve ben; on yaşımdaki gücü, On sekiz yaşımda da alıyorum ondan.  Her zaman olduğu gibi ona yaslıyorum sırtımı. Güvenle, huzurla..

2019 Temmuz, 

Bu gün üniversiteden mezun oldum. İyi bir iş kadını olmak için hazırım artık. Elime diplomamı alıyorum, Cüppemi giyiniyorum ve meleğimin yanına gidiyorum bir buket çiçek ile. Yazın habercisi olan haziran sıcağında, şehre neşesi yaz yerleşmiş bile. İnsanlar kendilerini sahillere atmış, keyif sürüyorlar. Ben ise o kadar heyecanlıyım ki yol bitmek bilmiyor. Uzadıkça uzuyor, kalbim yerinden çıkacakmış gibi hissediyorum. Nasılda mutlu olacak beni öyle görünce diyorum kendi kendime. Gurur duyacak benimle “işte benim torunum” diyecek.

İşte orada meleğim. Huzurla, merhametle doluyorum adeta. Yaklaşıyorum yanına usulca, yaklaşıyorum. Ve toprağına koyuyorum en sevdiği manolyalarını. O an dökülüyor kelimeler ağzımdan birer birer;

“meleğim bak, ben mezun oldum”