Siyah, simsiyah…

0
834

Ne sanıyorsunuz kendinizi? Kimsiniz siz?

İnsanların ne giyeceğine, ne içeceğine; nerede, nasıl konuşup kiminle gülüşeceğine karar veren sizler..! Siz tam olarak kimsiniz?

Kocaman göğün altında aynı Tanrı’nın yarattığı kullar değil miyiz? Dağlar da bizim için, denizler de… Ateş hepimizi yakarken su hepimizi boğmuyor mu? Söylesenize! Sizin üstünüze yağmur yağmıyor mu? Güneş sıcaklığını mı esirgiyor sizden? Rüzgâr saçlarınızı savurmuyor mu? Neden böylesiniz? Söylesenize! Siz tam olarak kimsiniz?

Hiç mi başınızı okşayanınız olmadı? Hiç mi güzel bir şarkı dinleyince ruhunuz ritim tutmadı? Bir kez olsun okulu kırıp sahilde çimenlerin üzerine yayılarak seyretmediniz mi âlemin güzelliklerini yahut çıkıp kırlara papatyalardan hiç mi taç yapmadınız başınıza?

Kimin adına hüküm veriyorsunuz? Kimin hükmünü kimden esirgiyorsunuz siz? İnsanları giydikleriyle yargılama hakkını kim verdi size? Fiziksel özellikleriyle dalga geçmeyi, imkânları, imkânsızlıkları sorgulama haddini nasıl buluyorsunuz kendinizde?

Kaç yaşımızda evleneceğimize, kimi seveceğimize, kiminle sevişeceğimize…

Yetmedi mi “Her şeyin doğrusunu biz biliriz” tavrınız?

Başkalarının hayatına burnunuzu sokmaktan kendi hayatınız kayıp gidiyor ellerinizden, farkında değil misiniz? Sokakta yürürken başkalarını yargılayarak bakmak yerine, kaldırıp başınızı göğe çevirsenize! Hâlâ nefes alıp verdiğinize, ayaklarınızın hâlâ bedeninizi taşıyabildiğine şükretsenize! Yahut yerdeki çiçeklere, gökteki kuş sürülerine, sokakta gülerek oynaşan çocuklara, bankta oturup eski zamanları yâd eden ihtiyarlara bakıp onlara sadaka niyetine bir gülüş bahşetsenize!

Yorulmuyor musunuz fesattan, nefretten, kıskançlıktan? Hayat cidden böyle mi güzel sizin için? Birbirini seven iki gencin metrobüste öpüşmesinden size ne? Yahut birinin kara çarşafa bürünüp önceliklerini hayatına uygulamasından… Gerçekten, tüm bunlardan size ne?

Ne sanıyorsunuz kendinizi? Kimsiniz siz?

Bu soruya ben yanıt vereyim: Bazen siyasetçi, bazen biliminsanı, bazı kadın, bazı erkeksiniz. Bazen din adamı, bazen çağdaş, bazen şeriatçı, bazen laiksiniz… Bazen Türk, bazen Kürt, bazen bilmem hangi millettensiniz.

Kimliğinizde ne olduğu mühim değil, neye inandığınız, neyi benimsediğiniz zerre mühim değil. Haddiniz olmayan şeylere burnunuzu soktuğunuz sürece…

Siz siyahsınız, simsiyahsınız… İkiyüzlü, riyakâr, sevgisiz insanlarsınız.