Yaz Olduğunda Bacaklarım Kaşınır

0
93

Çok sıcak. Vantilatör biraz da olsa yardımcı oluyor. Sevgilim uyuyor. Doğru tabirin bu olduğunu düşünüyorum. Sevişen ve birbirini seven iki insan. Sevişmeden sevgili kalabilen insanlar var mı bilmiyorum. Lisede kaldı galiba o tarz durumlar. O zamanlar bile sevgililer birbirlerini mıncıklayıp öpüşürlerdi. Şimdi pek anlam ifade etmiyor tabi. Yataktan kalkıp buzdolabına doğru yürüyorum. İçi su dolu olan bir pet şişeyi alıp enseme sürtüyorum. O kadar sıcak ki vücudumun pet şişeyi eritebileceğini düşünüyorum. Am*na koyayım böyle havanın. “Şu an Moskova ne güzeldir.” diye geçiriyorum içimden. Bir anda pasaportumun olmadığı gerçeği suratıma çarpıyor. Olsa bile gidecek param yok. Aslında hiçbir şey yapacak param yok. Pet şişenin üstünden akan suların ensemden belime doğru süzüldüğünü hissediyorum. Gözlerim kapalı ve uykusuzum. Acıdıklarını hissediyorum. Şişeyi tekrar buzdolabına koyup yatağa gidiyorum. Yatağa uzanmaya çalışırken sevgilim uyanıyor. Gözleri daha açılmamışken sigara istiyor.

” S*ktir et, uyu sen. “

Tekrar sırtını dönüp uyumaya başlıyor. Ben de uyumaya çalışıyorum ama yok. Bu kadar uykuya ihtiyacım varken nasıl uyuyamadığımı anlayamıyorum. Bacaklarımı bir kaşıntı tutuyor. Önce sağ sonra sol sonra tekrar sağ diye devam ediyor. O kadar çok kaşınıyorlar ki koparmak istiyorum bacaklarımı. Tırnaklarımı geçirip kazırcasına kaşıyorum. 15 saniye sonra tekrar başlıyor. Sinirden ağlamak üzereyken sevgilim tekrar uyanıyor.

” Ne yapıyorsun sen? “

” Kaşınıyorum. Bacak kıllarım yüzünden terliyor bacaklarım, kaşınıyorlar işte böyle. “

Cevap vermiyor ve tekrar uykuya dalıyor. Saat 4’de biriyle buluşacağımı hatırlıyorum. Yataktan kalkıp banyoya gidiyorum. Bacaklarımı soğuk suyla tanıştırıyorum. Ohh, harika. Banyodan çıkıp salondaki eşyalarımı topluyorum. Buluşacağımız yer uzak değil. En fazla 1 km yürümem gerekiyor. Alışkınım yürümeye. Eskiden her gün 10 km yürürdüm. Kaşınıyorlar fakat aynı zamanda güçlüler de. Özellikle sol bacağım.


1 km boyunca 10 saniyede bir durup bacaklarımı kaşıdım. Sonunda, kararlaştırdığımız yer. Bir kafe. Ya da kahveci. Neyse işte. Kuruluyorum masaya ve bacaklarımı kaşımaya başlıyorum. Bacaklarımı öyle kaşıyorum ki siparişimi bile almaya gelmiyorlar. Ya da burası self servis. Bacaklarıma odaklanmışken karşımdaki sandalye çekiliyor. Kafamı kaldırıp bakıyorum.

” Hoşgeldin ” deyip bacaklarımı kaşımaya geri dönüyorum.

” N’oldu bitlendin mi? ” diyor alaycı bir tavırla.

Komiklik duymak istemiyorum. Sadece nadiren isterim. Ciddiyet daha uygun bana.

” Bitlensem bir şey değişir mi? “

” Sanmam. “

Kendini kaşımayan birinin karşımda oturduğunu görünce garson sipariş almaya geliyor. Kahve. İçip havadan ve bacaklardan konuşuyoruz. Özellikle benimkilerden. Anlatıyorum durumu. Neden bu kadar çok kaşındıklarını. Ağda yapmayı teklif ediyor. Reddediyorum. ” Duş alırsam rahatlarım ” diyorum. Evine davet ediyor. Kabul ediyorum. Evine gidiyoruz, duş alıyorum. Bir iki bira içip sevişiyoruz. Tekrar duş alıyorum.

Şimdi ise her şey başa dönmüş gibi. Çok sıcak. Bu sefer vantilatör yerine klima var. Sevgilim uyuyor. Doğru tabirin bu olduğunu düşünüyorum. Sevişen ve birbirini seven iki insan. Birden fazla sevgilim var. Genel ahlak yargılarını s*kime pek takmıyorum. İlgilenmiyorum bile bu yargıların varlığıyla. Felsefi konulardan bahsetmekten hazzetmem. Özellikle ahlak felsefesi hakkında. Ben dandik bir düşünür değilim. Ben düşünmeyi seven bir insan da değilim. Olabildiğince az düşünüp, olabildiğince az acı çekmeye odaklıyım. Her ne s*kimse. Dediğim gibi, felsefi konulardan bahsetmekten hazzetmem. Yatağa uzanıp gözlerimi kapatıyorum. Çok yorgunum. Yaklaşık 10 saat uyurum diye tahmin ediyorum. Bacaklarım artık kaşınmıyor. Gözlerimi açamıyorum ve artık uykuya hazırım. Umarım 10 saat boyunca rahatsız edilmem.