SAKLANMAK

0
45

          İnsan küçükken aldığı yaraların kabuklarından kolay kurtuluyor. Büyüdükçe kalınlaşan derinin yarası derin, sızısı çok, kabuğundan kurtulması güç oluyor. Aldığı yaralara oturup ağlayamıyor bile insan ,gün geliyor. Oysa çocuklukta kanayan dizine ağıtlar yakmak özgürlüğü vardı. Ağlarken elini tutan çok oluyordu, annen bir öpücük konduruyordu acını alan. Sonra kalkıp koşuyordun , oyunlar oynamaya devam ediyordun. Annenin iyi ettiği yaranın varlığını bile unutuyordun, ıslak kirpiklerinin altından çocuk gözlerinle ışıl ışıl bakıyordun.

O ilk çocukluk bittiğinde, ilk kez yaramı kendim sarmayı denediğimde, yaralarını yalnız sarmanın yaralanmaktan daha çok acı verdiğini anlamıştım. Büyürken insan ne çok şeyi anlamaya başlıyor. Kimse kimseye yaralarının yerini göstermiyordu artık, büyümek saklanmak demekmiş. İlk önce bunu anladım. Saklandığın yerden çıkabilmek için gözyaşlarını silmen, yaralarının üzerini örtmen gerekiyormuş. Hiç yara almamışsın gibi en sahici gülümsemenle hayata karışmak lazımmış. Anladım..

Tüm koşullarını yerine getirdikten sonra yetişkin olmanın, saklandığım evden çıktım. Merdivenlerde oturmuş ağlayan bir kız çocuğu beni görünce hemen gözyaşlarını sildi, üstelik bunu öyle bir ustalıkla yaptı ki ondan öğrenmem gerekenler varmış gibi hissettim. Benden daha önce öğrenmiş saklanmayı, belli. Kanayan dizini bir kağıt mendille iyi edebileceğine inanıyor ya da inanmak istiyordu. Yanından geçip hızla indim merdivenlerden. Halletmem gereken işler vardı, hem öyle olmasa bile yaralarını iyi edemezdim ki başkalarının.

Yaşamak insana iyi etmeyi değil, iyi olmayı öğretiyordu…

Akşam apartmana girdiğimde merdivenlerde yine o kız çocuğu vardı. Bu defa hıçkırığını bastırmadan ağlıyordu. Yarasının üzerini kapatmaktan da vazgeçmişti. Ağlamaktan şişen gözlerini kaçırmıyordu. Elimdekileri yere bırakıp merdivenlere oturdum bende. Yarasının yerini gösteriyordu bana. Acılarını paylaşıyordu benimle uzun zaman sonra… Yetişkin olmayı son bir kez reddetmeyi deniyordu. Yardım etmemi bekliyordu.

Önce yarasını temizledim, sonra bir yara bandıyla gizledim.

Kimse kimseye açmazdı ya hani büyüdüğünde yaralarını, büyümedim ben diyordu.. Sarılmadan birine, yaralarını iyi etmeyi bilmiyordu.

Omzuma yaslayıp başını, kendine bir söz veriyordu:

“Yaralarımı iyi ederdi annem benim, yarın yaralarını iyi ederim ben de annesizlerin.”

Bir gecede yaralarını sarmayı, saklamayı öğrenmeye ve yarın başkalarına öğretmeye kararlıydı. Karşılığında tek isteği bir gece daha çocuk olabilmekti.