BAŞKASININ YALNIZLIĞI OLSAYDIM

0
273

Ben başkasının yalnızlığı olsaydım, iki bilet alırdım, biri gölgem için, biri kendime. Beklemek ne uzun şey! İlk istasyonda indirirdim bütün kelimeleri.

 Artık kimsenin durdurmayacağı bir yalnızlıkla baş başa kalırdım.

 Çok vagonlu bir trende, her istasyonda yeniden başlayan çok seferli bir yolculuktur yalnızlık!                                                 

Yalnızlığa çıkartırdım ben de adı ikindi seferi…

Sıradaki istasyon tanıdık bir iskele.

Vapurun hiç durmayan motor sesi, arkasında köpüren, maviden daha derin bir saydamlık, deniz diyorlarmış, birbirinden aç martılar ve biz, gölgem ve ben.

Kimsenin demiştim, oysa, kimliklerini kaybetmiş yeni kalabalık… kimin umurunda?

Bir grup insan gişede uzun bir kuyruk oluşturmuş, ne bileti olduğu bilinmez, ilk kez tanıştırırdım güneş ışığıyla kendimi, yıllar sonra bugün.

Tiyatroymuş adı… yaşlı ve bir bacağı topal, plastik sandalyemden sonra, ilk defa oturturdum bu güzel bedeni rahat koltuklara.

Televizyon değil elbet ama sanat dedirtirdim yalnızlığıma.

Burası çok karanlık… karşıdaki cafede bekliyor gölgem. Nasıldı diye soruyor, bir solukta anlatıyorum tüm heyecanımı. Önünde yarılanmış, adını telaffuz edemediğim bir kahve…

-insan yalnız kalınca, birtakım sözcükler dışında, geliştiremiyor tabi kendini-

.

.

.

Ha bu arada, şikayetçi olduğumu sanmayın bu durumdan. Susarak unutmayı, yaşayarak alışmayı, severek kaybetmeyi öğrenmiş bir insan için, yalnızlık dert değil de zevk haline geliyor bir süre sonra.

Alışıyorsunuz zamanla, asla bitmiyor. Hoşunuza gitmeye, zevk almaya başlıyorsunuz bir süre sonra. İşin aslı kendi kendine konuşmak epey heyecanlı eylem. Kimi zaman kalın, kimi zaman ince bir ses tonuyla kısa süreli ve sadece tek kişinin konuk olduğu, tartışmalar yaratmak, evimde adeta münazara havası estiriyordu… bazen cevap bile bulamadığım sorular elbet vardı ama, çözüm de aramazdım bugüne kadar…

Bugün neden yalnız kalmamam gerektiğini öğrendi yaşama sevincim. Rengarenk sokaklar, tenimi ısıtan güneş, serinlememi sağlayan gölgeler, emek veren insanlar…

Hayat bir tohumsa eğer ve suladıkça büyüyor, yeni renkler verebiliyorsa, suyumuz bitene kadar sulamaya devam etmek, saksımızı geniş ve bakımlı tutmak ve tüm bu gerçeklerin farkına varmak lazım…

Yeni ben bir başkasının yalnızlığı olsaydım, perdelerini açtırmakla başlardım işe, görülecek çok şey var…

n